Onları “Homage - Magni Nominis Umbra” şarkısında ezan sesi kullanmalarıyla biliyor insanlar. Ötesi de olduğunun, etnik müziğin, black metal ve death metalle nasıl da iç içe olabileceğinin, bu birlikteliğin insanlara coşkuyla yansıyabileceğinin en iyi örneği Hollenthon. Sorularımı grubun “has” elemanı Martin Schirenc yanıtladı. Buyrunuz…

-Hollenthon çok ortalarda görünen bir grup değil. Bu yüzden öncelikle grubun oluşumuyla ilgili bir soru sormak istiyorum. Pungent Stench hâlâ aktif görünüyor, diğer yandan Kreuzweg Ost da devam etmekte. 2002’de gerçekleşen Avrupa turunuzu, Austrian Metal Fest’i, Wacken 2002’yi, Headbanger's Ball Live’ı düşünecek olursak Hollenthon tam bir grup. Ama grup elemanlarına bakılırsa da bir yan proje gibi. Hollenthon bir yan proje mi yoksa bir grup mu?
-Hollenton bir solo proje olarak başladı. Sonra davul için Mike‘ı buldum. Canlı performans içinse iki gitaristimiz ve bir basçımız vardı. Bu aralar pek aktif değiliz. Fakat şu anda yeni bir albüm için uğraşıyorum. Kreuzweg Ost hâlâ aktif fakat ben artık bu projenin bir parçası değilim, çünkü zamanım yok.

-Oldukça farklı müzik türlerinden beslendiğini düşünüyorum. Hollenthon müziğinde klasik müzik (bir bakıma da senfonik metal), thrash metal, yer yer black metal, yoğun olarak da death ve folk metal öğeleri bulmak mümkün. Size ilham veren müzisyenler ve gruplar hangileri?
- Büyüdüğüm müzik türlerinden etkilendim, bunlar 80’lerin heavy, black ve thrash metali diyebilirim. Venom, Priest, Saxon, Slayer, Cirith Ungol, Manilla Road’u severim. Ama tabii ki 60 ‘ların ve 70 ‘lerin rock’ını da severim.

-İki albüm yayınladınız. İkisi de harikaydı. Öncelikle bunun için tebrik ediyorum. Açıkçası 3-4 yıldır site güncellenmediği için dağıldığınızı düşünmüş, biraz da çekinerek röportaj teklifi sunmuştum. “With Vilest of Worms To Dwell” sonrasında uzun zaman geçti. Dağılmadığınıza göre yakın zamanda bir albüm söz konusu olabilir mi?
-Evet haklısın. İş web sitesini güncellemeye gelince biraz uyuşuk davranıyorum. Daha önce de söylediğim gibi yeni bir albüm üzerince çalışıyorum ve bu yazın sonuna doğru çıkarmayı umuyorum.

-13 Eylül 1992’de Pungent Stench olarak Türkiye’ye geldiniz. Sodom headliner’dı bu konserde ve organizasyondan kaynaklı çeşitli sorunlar çıktı. Sodom sahne alamadı ve siz sahnedeyken seyirciler arasında bir kavga çıktı. Bu konserin ayrıntılarını anımsıyor musun? Ve Türkiye’ye dair hatırladığın neler var?
-Çok çılgınca bir şovdu. Güvenlik ve dinleyiciler arasındaki kavga tırmanmadan önce yaklaşık 20 -30 dakika çalabildik. Sodom sahneye çıkamadı ve en komiği ise davulcuları konser öncesinde memleketine gönderildi. Pasaportunun süresi dolmuştu. Ayın 13’ünde gelebilmişti ki şovları iptal edilmişti. O gerçekten kızgındı! Çalamamamıza rağmen yolculuktan epey bir haz aldım. İstanbul’a ilk gelişimdi ve bu şehrin güzelliklerini görmek güzeldi.

-Biliyorsun Türkiye yarısından fazlası Müslüman olan bir ülke. Ve ezan sesi İslâm dini için ibadete davettir. “Domus Mundi” albümünde, “Homage - Magni Nominis Umbra” şarkısında da ezan sesi kullanmışsınız. İslam dinine özel bir ilginiz var mı?
-İslam dinine sadece bir din olarak ele alacak olursak pek de bir ilgim yok fakat İslam ülkelerinin kültürleriyle yakından ilgilenirim. Aynı zamanda müzik enstrümanlarıyla da ilgiliyimdir. İnsanları da çok misafirperverdir.

-Şarkıların stüdyodaki kayıt aşaması nasıl oluyor? Ne kadar süre kalmanız gerekiyor stüdyoda? Grup üç kişiden oluşuyor ve bu da her şarkı için diğer gruplardan çok daha fazla süre uğraşmanız demek. Zor olmuyor mu bu?
-Eh… Bütün şarkılar kendi stüdyomda bizzat kendim tarafımdan kaydedilir. Şarkıları yazıp bitirir, davul bölümlerini yapması için Mike’ı çağırırım. Elena ise şarkı sözlerini yazar. Bir şarkıyı bitirmek ne kadar sürer bilemem çünkü her seferinde biraz daha fazla zaman ayırırım. Söyleyebileceğim tek şey sonuçtan memnun kalmadan önce epey bir uğraştığımızdır.

-Grubun üç elemandan oluştuğunu düşünürsek, konserlerde konuk müzisyenler size eşlik ediyor sanıyorum. Bugüne kadar kimlerle sahne aldınız? Bu müzisyenlere ulaşmanız, onlarla konserler öncesi provalar yapmanız zor olmuyor mu?
-Çok fazla zor değil. Bass’ta Pungent Stench‘de de çalan Marius var, diğer gitarist ise yakın arkadaşımız Werner oluyor.

-Kapaklarda ve site tasarımında kullandığınız temalardan bahsedebilir misin? Ayrıntılara bakılırsa Klaus Piohler hayata geçirmiş, “With Vilest of Worms To Dwell” albümünün kapak çalışması ve konseptiyle sen ilgilenmişsin. “Domus Mindu” albümünün tasarımı kime aitti? Ve bu çalışmalara baktığında kafanda hangi imgeler oluşuyor?
-İçindeki resimlerle beraber Domus Mundi kapağı ölüm ile ilgili bir kitaptan alındı. Bu çeşitli sanatçıların isimleri hakkında bir fikrim yok.Domus Mundi ölümle ilgili olduğu için böylesi bir kapak bulmak kolaydı. İkinci albümün kapağının ise şarkı sözleriyle bir alakası yok. Sadece güzel gözüken bir kapak yapmak istedim. Böylece insanlar raflarda görünce ilgileneceklerdi.

-Line-up’ta female vokalde ve liriklerin yazımında Elena Schirenc adı geçiyor. Soy isminiz aynı olduğundan eşiniz, kız kardeşiniz ya da kızınız olabileceğini düşündüm. Ama buna dair herhangi bir kaynak bulamadım. Bu konuda bizi aydınlatabilir misin?
-Biz evliyiz.

-Pungent Stench olarak da 2004’te “Ampeauty” albümünü yayınladınız. Harika bir albümdü. P.S. adına neler görünüyor yakın gelecekte? Turneler, yeni bir albüm ya da belki bir DVD söz konusu olabilir mi?
-Pungent Strench tarafında sizi bekleyen epey şey var. Aynı anda çıkacak üç albüm var. Bunlar, yeni bir Pungent albümü, cover versiyonlarını içeren bir albüm ve The Mentors’dan Dr. Heathen Scum’la yaptığımız şarkıların olduğu bir albüm. İkisini bu yaz temmuz ayında yayınlayacağız. Her ikisi de diğer gruplarla işbirliği içeren, diğer yandan da orijinal çalışmalar; aynı zamanda da cover albüm olma özelliği taşıyorlar. İlk single’ı Polonya’dan Death Infection’la, ikincisi ise Avustralya’dan Atomizer ile yaptık.Bunların yanı sıra bir de dvd istiyoruz ki bu da yayınlanmadan önce epey zaman alacak.

-Bizim buralardan adlarını duyduğumuz Avusturyalı güzel gruplar var (Abigor, Cadaverous Condition… gibi). Bizim de gruplarımızdan Cenotaph frontman’i Batu Çetin Avusturya’da yaşıyor. Cenotaph ve de Türkiye’deki metal grupları hakkında bilgin var mı?
-Evet Cenotaph’ı ve Uçk Grind’ı biliyorum. Uçk GrinD ile geçenlerde sahneye çıktık. Muhteşem gruplar ve elemanlar hepsi.

-Hollenthon’da bateri ve perkisyonları çalan Mike Groeger ayrıca Summoning grubunun Silenius’u. Yıllar önce Summoning grubuyla ilgili çıkan bir haberin doğru olup olmadığını sormak istiyorum sana. Mike’ın Summoning grubunda bayan vokal olarak yer alması için Türkiye’den, Ankara’dan bir bayana teklif sunduğu söyleniyor. Bu haberin bir aslı var mı?
-O Mike başka bir Mike. Sen Abigor’un solisti ve benle ilk Kreuzweg Ost‘u yapan Mike Silenus‘u kastediyorsun. Hollenton’daki Mike hiçbir zaman Summoning albümünde çalmadı. Türk şarkıcı hakkında bir şey bilmiyorum fakat haklı olabilirsin.

-Liriklerde genelde tarihi olaylardan bahsediyorsunuz. Savaşlar genelde hikayelerinizin konularını oluşturuyor. Tarih kitapları okur musun, yoksa sadece mitoloji mi ilgi alanına giriyor? Sevdiğin yazarlar ve kitaplar var mı? Yani ilgili misindir edebiyatla?
-Şarkı sözlerini ben yazmadığım için bu soruya cevap veremem… Aslında kendi adıma cevap verebilirim. Elena tarihle ve şiirle iç içedir. Bunun yanı sıra korkunç bir yazardır. Bense zaman buldukça kitap okurum. Daha çok cinayet, korku ve tarih konularında okurum. Bazen biyografiler de olur tabi. Irwine Welsh, James Ellroy, John Conolly ve daha fazlası. Klasik şiir ve edebiyat beni pek açmaz.

-Kreuzweg Ost oluşumunda endüstriyel tarzda örneklemeler kullanıyorsun. Bu teknikleri Hollenthon’da da görme ihtimalimiz var mı? Yoksa Hollenthon çizgisini bozmadan devam mı edecek?
-Hayır albümlerimizde endüstriyel örneklemeler yer almayacak. Asla asla dememeli ama onları kullanmayı planlamadım.

-Kreuzweg Ost’ta endüstriyel, Pungent Stench’te death metal tanımlarını kullanırken  Hollenthon’u tanımlarken daha fazla sıfattan faydalanıyoruz. Hollenthon’un bu sıfatlarla sınıflandırılmasından hoşnut musun? Sence en uygun tanım hangisi bu müzik için?
-Hollenton’un müziğini sınıflandırmayı gerçekten hiç düşünmedim, çünkü yaparsam kendime limit koymuş olurum. Klasik ve etnik öğe içeren metal diyebiliriz sanırım.

-Hollenthon, Kreuzweg Ost ve Pungent Stench senin için tek gelir kaynağı mı? Yani yaptığın müzikten para kazanabiliyor musun?
-Evet, kazanıyorum. Açıkçası paraya fazla ihtiyacım yok.Ucuzundan bir apartmanım var. Ne arabam ne de bana destek çıkabilecek bir ailem var.

-Biliyorsun fanzinimizin adı “Çelik Çomak”. Ve bu gerçekten çok sert bir çocuk oyunudur. Senin bizlerle paylaşabileceğin anıların var mı çocukluğuna dair?
-Galiba bütün çocukların oynadığı oyunları ben de oynamışımdır.”Saklambaç” ve “Kovboylar Kızılderililere Karşı” oynardım. Favorim “Lego” dur. Hep kendi başıma oynamayı sevmişimdir ve “Lego” tam bana göreydi.

-Röportaj için gerçekten çok teşekkür ederim. Sözü sana bırakıyorum…
-Röportaj ve desteğiniz için teşekkürler. Tekrar Türkiye’ye gelmeyi umuyorum. Rock’la kalın…

Sorular ve Röportaj: Ayşenur